Hüseyin Borman

Yaşlanmanın Aynası olan Yüzümüz için Estetik Anlamda Ne Yapabiliriz?

Prof. Dr. Hüseyin Borman

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı olduktan sonra Başkent Üniversitesi’nde Profesörlük ünvanını alarak burada Anabilim Dalı Başkanlığı yapan Prof. Dr. Hüseyin Borman, Ankara’da HB-Clinic, Estetik ve Plastik Cerrahi Kliniği’ni kurdu. Kendisiyle yaşlanma süreci ve yüzümüze olan yansımaları hakkında ilginç bir sohbette bulunduk.

Yaşlanma, hepimiz için kaçınılmaz bir süreçtir. Yaşlanma belirtileri ortaya çıkmaya başladığı zaman, yaşlandığımızı hemen kabullenmek istemeyiz ancak zamanla görüntümüz değiştikçe bu duruma boyun eğmek zorunda kalıyoruz. Oysa, ruhumuz hala genç ve kendimizi yaşlanmış hissetmiyoruz! Bu ikilemin ortaya çıkmasını engellemek veya azaltmak, kişinin kendi iç dünyası ile barışık olmasını sağlamaktadır. Hepimiz aslında içimizde bir yerlerde, hayatta daha dinamik bir rol almak isteriz. Yaşama sıkı sıkı tutunmak ve mücadeleci bir yapıya sahip olmak müthiş bir şey! Yüzümüzdeki yaşlanmaya bağlı sarkma ve kırışıklıklar aynaya bakınca moralimizi bozabilir. Burada gördüklerimiz bize hoşnut olmadığımız bazı mesajlar verebilir. Çalışma hayatında bu kadar başarılı veya sosyal yaşamda bu kadar aktif olmak isterken tam da sırasıydı sanki!

Yüz oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Birçok ünite ve ayrıntıdan oluşmaktadır. Estetik anlamda alın, kaşlar ve göz çevresi bir uyum içinde olmalıdır. Bu bölgeden orta yüz ve yanaklara olan geçişin çok yumuşak olması gerekir. Çene bölgesi belirgin olmalı ve boyun bölgesi ile farklı üniteler şeklinde kendini göstermelidir. Yaşlandıkça, kaşlar aşağıya inmekte, gözkapaklarında torbalanmalar oluşmakta ve deride sarkma meydana gelmektedir. Mimiklerimiz dolayısıyla, alın ve göz çevresinde kırışıklık ve çizgilenmeler meydana gelmektedir. Orta yüz dediğimiz elmacık kemikleri üzerindeki bölge aşağıya doğru iner ve dokularda hacim kaybı meydana gelir. Yanaklar boyuna doğru sarkmaya başlar ve sonunda boyunla birleşerek estetik anlamda yüzün anatomik görüntüsü bozulur.

Kaş düşüklüğü, göz çevresi kaz ayakları ve alın kırışıklıkları için botulinum toksin enjeksiyonu gibi minimal invaziv müdahaleler yaparak yaşlanmanın erken dönemdeki etkilerini yok edebiliriz veya azaltabiliriz. Göz kapaklarında yaşlanma neticesinde oluşan torbalanmalar ve deri fazlalıkları yarım saat süren küçük cerrahi müdahalelerle lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Cerrahi düşünmeyen kişilerde özel cihazlarla ameliyatsız çözümler önermek de mümkündür.  Dolgu uygulamaları ile veya kişinin kendisinden alınan yağ dokularının yüzdeki doku kaybı olan bölgelere verilmesiyle, yanaklarda doku hacim artırılması sağlanmaktadır. Yüz derisi böylelikle daha gergin ve sağlıklı bir görünüme kavuşmaktadır. Özel ipliklerle, düşen kaş, yanak ve boyun bölgelerinin gerdirilmesi mümkündür. Buradaki temel hedefimiz güzellik unsurlarının öne çıkarılmasıdır.

Yanaklardaki ve halk arasında ‘gıdı’ olarak adlandırılan bölgelerdeki yaşlanma başlangıcındaki hafif sarkmalarda en çok arzu edilen işlemler arasında cihazlarla yapılan ağrısız, sızısız, morluk ve kızarıklık oluşturmayan doku sıkılaştırma yöntemlerini sayabiliriz. İleri derecede sarkmış ve kırışmış olan yüzde en iyi sonuç yüz ve boyun germe ameliyatları ile elde edilmektedir. Düzgün bir boyun hattı, belirgin bir çene çizgisi ve gençleşmiş bir yüz görünümü ana hedefimizdir. Amacımız gergin ama doğal bir yüz elde etmektir. Her zaman dokuları gençlikte olması gereken yerlerine iade ederek kişinin yüz ifadesini bozmadan yaşlılık belirtileri ortadan kaldırılmalıdır. Bu ameliyatlar 2-3 saat civarında sürer ve hastalar genellikle aynı gün evinlerine gidebilirler. Genellikle morluk ve şişlik olmaz veya çok az olur. Ameliyattan 1 hafta sonra kişiler normal yaşamlarına dönerler. Kulak içi ve arkasından kesiler yaptığımız için bu kesilerin izleri görünmez. Ayrıca boyun altındaki yağ doku artışına bağlı sarkmış ve kalınlaşmış boyun bölgesi de ‘liposuction’ denilen yağ alma yöntemi ile şekillendirilmektedir.

Yüzdeki yaşlanma belirtilerinin ileri düzeyde ortaya çıkmasını beklememek en uygun stratejidir. Böylelikle erken başlatılan estetik uygulamalar sayesinde yüzdeki olumsuz etkiler azaltılabilir. Deri gerginliği ve canlılığını artırıcı mezoterapi uygulamaları da oldukça yarar sağlar. Değişik moleküler yapılar içeren ve farklı etkiler oluşturan moleküler uygulamalar yapılmaktadır. Dermaroller uygulamaları ile ciltte görülemeyen binlerce minik delik açarak bu moleküler yapıların deri içine nüfuz etmesini sağlıyoruz. Yüzün ölü tabaklarını soyucu ‘peeling solusyon’ uygulamalarıyla cildi yeniliyoruz. Gözaltlarına morluk giderici ve yanakla olan ilişkiyi düzenleyici ileri düzey ışık dolgu enjeksiyonları yapıyoruz.

Estetik müdahale sonrasında kişilerin psikolojik anlamda kendilerini daha iyi hissettiklerini görüyoruz. Bu da doğrudan kişilerin davranış şekline etki etmektedir. Böylelikle yüzümüz gençleşirken, zaten genç olan ruhumuz özgürleşmektedir.

Prof. Dr. Hüseyin Borman